Mersin’de iş dünyasındaki başarıları ve sosyal sorumluluk projeleriyle tanınan iş kadını Gülfidan Uğur, bu kez bambaşka bir yönüyle okurların karşısına çıktı. Çocukluk yıllarında başlayan yazma tutkusunu yıllar içinde büyüten Uğur, ilk şiir kitabı “Söz Verdim Rüyama” ile edebiyat dünyasına samimi bir adım attı.
Peyzaj mimarlığından moda tasarımına, otomotivden turizme kadar birçok farklı sektörde iz bırakan Uğur’un bu kitabı, yalnızca bir eser değil; aynı zamanda yılların birikimi, duyguların filtresiz bir yansıması niteliği taşıyor. Yoğun iş temposunun ardında saklı kalan şair ruh, bu kez dizelerle kendini görünür kılıyor.
“ARTIK YIRTILIP ATILMAMALIYDI”
Uğur, yazma serüveninin çocuklukta tuttuğu günlüklerle başladığını anlattı. Uğur, o günlerden bugüne gelen süreci şu sözlerle ifade etti: “Çocukluğumda günlük tutmakla başlayan yazma serüvenim bir sonuca ulaşmalıydı. Bu defa yırtılıp atılmamalı, okunmalıydı artık. Ne anlatabilirdi ki en güzel beni dedim. Ruhumun boşluğunu ne doldurabilirdi…” İş dünyasının yoğun temposundan uzaklaşmanın kendisine iyi geldiğini belirten Uğur, yılların izlerinin artık gün yüzüne çıkması gerektiğini dile getirdi.

ŞİİRLE GELEN ARINMA VE KENDİNİ BULMA
Hayatın iniş çıkışlarının kendisini olgunlaştırdığını vurgulayan Uğur, şiirin bu süreçte bir kaçış değil, bir yüzleşme alanı olduğunu ifade ederek, “İş dünyasının stresinden uzaklaşmanın bir yolu olarak gördüğüm şiir, aynı zamanda geçmişin izlerini gün ışığına çıkarma vesilesi oldu. Bazen ticari bazen manevi kayıplar… Tüm bu yolculuk beni ben yaptı” dedi. Şiirlerinin kimi zaman hayranlık, kimi zaman hayatın akışı içinde bir yolculuğa çıktığını belirten Uğur, okurun da bu dizelerde kendinden parçalar bulmasını arzu ettiğine işaret etti.
BİR KİTAPTAN FAZLASI
“’Söz Verdim Rüyama’ yalnızca bir kitap adı değil, aynı zamanda güçlü bir duruşun ifadesi” diyen Uğur, kitabını şu sözlerle tanımlıyor: “Bu kitap bir başlığın ötesinde; bir duruşun, bir direnişin, bir cesaretin ve en önemlisi insanın kendi iç sesiyle yaptığı en samimi anlaşmanın adıdır.” Yıllar boyunca ertelenen duyguların aslında bir “laboratuvar” gibi kendisini beslediğini söyleyen Uğur, içindeki sesin hiçbir zaman susmadığını vurguladı.
BABAYA ADANAN SATIRLAR
Kitabın en derin katmanlarından biri ise Uğur’un babasına duyduğu özlem. Hayatındaki en büyük kırılma noktalarından birini anlatan Uğur, “Onu kaybettiğimde sanki hayat bir an durdu. Ama bana bıraktığı en büyük miras vazgeçmemekti” dedi. Bu acının içinden doğan gücün, kitabın ruhunu şekillendirdiğini belirten Uğur, satırlarında yalnızca şiir değil; özlem, direnç ve umut taşıdığını ifade ediyor.
“RÜYALAR ERTELENEBİLİR AMA KAYBOLMAZ”
Okuyuculara da seslenen Uğur, kitabın herkese kendi iç yolculuğunu hatırlatabileceğini söyleyerek, “Belki bu satırlarda yarım kalmış bir hayalinizi hatırlayacaksınız. Belki de içinizden ‘ben de söz veriyorum’ diyeceksiniz. Çünkü rüyalar ertelenebilir ama gerçekten inananlar için asla kaybolmaz” sözlerini aktardı.

GELİRİ BAĞIŞLANDI
Öte yandan kitabın lansman geliri Gülfidan Uğur’un merhum babası Hüseyin Uğur adına Mersin Üniversitesi Geliştirme Vakfı’na bağışlandı. Bu yönüyle eser, yalnızca edebi değil, toplumsal bir değer de taşıyor.
BİR İŞ KADININDAN DAHA FAZLASI
Gülfidan Uğur’un hikâyesi, yalnızca başarılarla dolu bir kariyerin değil; aynı zamanda iç dünyasını keşfetme cesaretinin de hikâyesi. “Söz Verdim Rüyama”, hem yazanın hem okuyanların kalbine dokunacak bir yolculuk vadediyor.
Ve belki de en önemlisi, bir cümlede saklı:
“Ben rüyama söz verdim…”
