Geleneksel çini sanatına ruhunu katan sanatçı Pınar Külek, eserleriyle geçmişin ihtişamını bugüne taşıyor. Çinide sabır, ateş ve sanatın uyumu nasıl şekilleniyor?
🎨 Ateşle Şekillenen Bir Tutku
Sanat, duyguların ve düşlerin yansımasıdır. Ancak bazı sanatlar vardır ki, zamanın ötesine geçerek insan ruhuna dokunur. İşte çini sanatı, bu büyülü dünyalardan biridir. Sanatçı Pınar Külek, bu kadim sanata gönül vermiş ve eserlerine ruhundan parçalar katmaya devam ediyor.
“Ateşe meftun olmaktır çini…” diyen Külek, çiniyi yalnızca bir sanat değil, tarih, sabır ve incelikle işlenen bir yolculuk olarak tanımlıyor.
⏳ Zamanda Bir Yolculuk: Çininin Derinliği
Osmanlı’nın mimari mirasında önemli bir yer tutan çini, sadece duvarları değil, ruhları da süsleyen bir sanat dalıdır. Mimar Sinan, eserlerinde sadeliği ve dinginliği sağlamak için çinilere yönelmiş, bu sanatın gücünü kanıtlamıştır.
“Lapisin, firuzenin, zümrüdün ve mercanın fısıltılarına kulak verirsiniz. Çini, zamanda duran bir andır. Hem geçmişin ihtişamını hem de bugünün zarafetini hissedersiniz.” – Pınar Külek
🖌 Ustalığın ve Sadakatin Sanatı
Sanatta ustalık ve sadakat esastır. Pınar Külek, sanatına duyduğu bağlılığı şu sözlerle dile getiriyor:
“Ustasız sanat haramdır malum. Üzerimde emeği geçen ustalarıma sonsuz teşekkürlerimle… Fırçam ile ruhum müsenna… Son nefesime dek fırçam benimle olsun.”
Çini, huzurun, sabrın ve maneviyatın bir ifadesi olarak, nesilden nesile aktarılmaya devam ediyor. Pınar Külek’in eserleri, bu kadim mirası geleceğe taşıyan önemli adımlardan biri olmaya aday.

